izmir-Şirince Resimleri ve Tanıtımı

izmir-Şirince

ImageShack Bir zamanlar 40 ailelik bir aşiret tarafından kurulan bugünkü Şirince’nin ilk adı “Kırkınca”, ikinci adı ise “Çirkince” imiş. Böylesi güzel ve şirin bir köye bu adı yakıştıramayan dönemin İzmir Valisi Kazım Divrik Paşa, köyü ziyareti sırasında bugün de anılan “Şirince” adını koymuş. Tarih kitaplarına göre İsa’dan önce 5. yüzyıla kadar uzanan ünlü Ortodoks köyünden, günümüze gelen iki kilise bulunuyor Şirince’de. Selçuk müzesi önderliğinde, Amerikan Enstitüsü yardımlarıyla Aziz Yohannes Kilisesi restore edilip ziyarete açılmış. İkinci kilise ise kaderine bırakılmış olan ahşap ağırlıklı, kireç-saman karışımı sıvaları ve boyaları dökük yapı; hava koşulları ve özellikle yağışlar nedeniyle harap olmuş, ahşap tonozlu kilise. Köyün giriş kısmında sağ taraftaki tepede yer alan kilise, kitabesi olmadığı için eski adı bilinmiyor. Tonozlu ahşap çatıyı taşıyan yan duvarlar kalın ve sekiz pencereli. Pencerelerin her birinin üzerindeki panolarda 12 havarinin resimleri bulunurken, günümüzde sadece Andreas ve Markos’un adları ve resimleri kalabilmiş. Kilise tabanı mermer ve taş döşeli olup, bazı parçaların Selçuk’ta ki İsabey Camii ve St.Jean Bazilikasından getirildiği sanılıyor.
Adını, Yunanlı yazar Dido Satiriou’nun “Benden selam söyleyin Anadolu’ya” adlı romanının geçtiği mekan olarak da duyuran Şirince, bir açık hava müzesi görünümüyle ziyaretçi akınına uğruyor. Ege’nin incisi Selçuk ilçesine bağlı Şirince, mimari dokusu el işleri, şarap ve çöp kebabı ile hem göze hemde damağa hitap ediyor.

Köyde gezinti
Tarihi ve mimari dokusu ile görülmeye değer güzellikteki köyün araç girmeyen dar sokakları, parke taş kaplı. Bozulmamış mimari dokuyu hayranlıkla izleyen turistler, köyün bol bol fotoğraflarını çekip karakteristik yapı tarzına sahip evlere konuk oluyorlar. Son yıllarda özellikle Türk mutfağını, tencere yemeklerini tanımak ve tatmak isteyen yabancı turist gruplarına Şirinceli aileler bahçelerinde pişirdikleri köy ekmeklerini, sebzeli yemeklerini ikram ediyor, köyün asma yapraklarında dolmalar sarıp, lokmalar döküyorlar. Efes antik kentini gezmeye gelen turist grupları ve İzmir çevresinden gelenlerin katılımıyla ziyaretçi akınına uğrayan Şirince’de hanımlar, hiç boş durmuyor.

Hediyelik eşyalar çarşısı
Şirince’de köy kadınları el emeği göz nuru dantelleri, sehpa örtülerini, yazma, yün eldiven, çorap gibi elişlerini hem evlerinde, hemde köy meydanında kurdukları çarşıda turistlerin beğenisine sunuyorlar. Yakınlarınıza ve sevdiklerinize mutlaka birşeyler alabileceğiniz bu çarşıda, isimli bir de butik bulunuyor. Türkiye’nin dört bir yanında el tezgahlarında dokunan saf yün ve ipek şallar, fularlar, örtüler ve özel tasarım ipek kırlent, şömentabla, masa örtüsü, yatak örtüsü, koltuk şalı gibi ev dekorasyon ürünlerinden oluşan zenginBüyütmek için tıklayınız kolleksiyon ve cazip fiyatlarıyla ismi daha şimdiden Türkiye sınırları ötesinde Amerika’da ve Avrupa’da anılır olmuş.
Çarşının diğer bölümlerinde deri masklar, butikler ve bibloların satıldığı çeşitli dükkanlar da yer alıyor. Şirince’deki geziniz boyunca 100 yılı geçkin yaşıyla çınar altındaki çay bahçesinde soluklanabilir, tarihi kahvelerde ailece oturabilirsiniz. Fakat dinlenme yerlerinin içinde ilginç bir mekan daha var; Şirince Şarap Evi. Şirince’nin çevresi, üzüm bağlarıyla dolu. Ve yıllardır herkes kendi şarabını üretiyor. Bu gelenek öyle eski ki, Şirinceli yaşlılar Rumlar’dan kalma fıçılar içinde buldukları şarabı mayalanmış külçe gibi, bıçakla kesilebilecek kıvamda olduğunu anlatıyorlar. Köyde çarşı içinde bulunan şarap evi, ilginç dekoruyla yerli ve yabancı tüm turistlerin ailece oturabildikleri bir yer. Hemde öyle bir yerki oturunca canınız bir daha kalkmak istemiyor.
Şarap evi, Fatoş ve Kadir Yıldırır ailesinin işletmesi. Fakat sanki evlerine konuk olmuşçasına ilgi görüyor ve ağırlanıyorsunuz. Ahşap dekorlu iç bölümde, üst katta veya dükkanın önünde fıçı üstü taş masalarda beyaz, roze veya kırmızı Şirince şaraplarından bir kadeh tadabiliyor, isterseniz şişeyle satın alabiliyorsunuz. Tercihiniz yemek yemekse, yerinde bir karar verdiniz demektir. Zaten Şirince’yi ziyaret edenler de öyle yapıyor. İlk kadehin ardından ikram edilen, üzerine biraz kırmızı pul biber ve kekik dökülmüş has zeytinyağındaki yeşil zeytin, yöresel bir tat. Köyün yeşil zeytin çeşitleri, çürütme, baskı zeytin ve kırma zeytin olmak üzere üçe ayrılıyor. Diğer mezeler ise beyaz köy peyniri ve söğüşler olarak sıralanıyor. Ve sıra yörenin ünlü, lezzetli çöp kebabına geliyor. Kekik yada kimyonla da tatlandırabileceğiniz bu kebabın yanında, odun fırınında pişirilmiş ekmeğin tadına doyum olmuyor.
Eğer hemen direksiyon başına geçmeyecekseniz bir başka seçenek de sıcak kırmızı şarap. İçine tarçın, karanfil ve şeker atılıp kaynatılan şarap hem yerli hemde yabancı turistler tarafından çok beğeniliyor.

Peki bukadar şirin ve güzel bir köyde hiç mi göze batan bir şey yok? Ne yazıkki var… Mimari dokunun içine sızmaya çalışan bazı beton canavarlar, ahşap binalar içinde göze çöp gibi batıyor.
Şirinceden dönerken yol üzerinde sağ tepede “Sütini Mağarası” ve su kemerleri kalıntısı görülebilir.
Şirince gezinizde kaşık kaşık yapımı ile uğraşan bazı kişiler görürseniz büyük ustalıkla kısa sürede yaptıkları kaşıklardan mutlaka almalısınız. Zira bir tabak kuru fasulyeyi satın aldığınız bu yaprak kadar ince tahta kaşıkla yemenin zevkine ve tadına doyamayacaksınız.

NASIL GİDİLİR?
İstanbul’dan çıkanlar için birçok seçenek var. Uçakla gidenler, Adnan Menderes Havaalanı’nda inip önce Selçuk’a, sonra da Şirince’ye ulaşabilirler. Vapur yolculuğu ile önce İzmir’e, sonra otobüsle Selçuk’a, daha sonra da saat başı kalkıp kişi başına 750 bin lira ödenen minibüslerle Şirince’ye gidebilirsiniz. Otobüs yolculuğunu seçenler, Kuşadası otobüs seferlerini kullanabilirler. Eğer kendi aracınızla gidecekseniz, şu yolu izlemelisiniz:
Çamlıca gişelerden Bayramoğlu sapağına kadar otoyolu kullananlar önce Eskihisar İskelesi’ne, dolunca kalkan ve yaklaşık 40 dadika süren bir yolculukla Topçular-Yalova yoluna çıkabiliyorlar. Tek ve çift şeritleri belli olmayan yolun, kazaya davet çıkaran noktaları da var. Yalova rampasından Bursa çevre yolu ve 30 km. çıkışına kadar tek yön çalışmaları devam ediyor. Balıkesir çevre yolu ve 3 milyon lira ödenerek geçilen Aydın otoyolu ise bir harika. Bu yol 12 km. sonra sona eriyor ve artık Selçuk’a girmiş bulunuyorsunuz. Girişteki benzin istasyonunun karşısından 8 km’lik rampa ve bir kaç viraj sonrası Şirince köyüne ulaşıyorsunuz. Çevre gezilerine meraklıysanız, bölgeye gitmişken Çamlık’ta buharlı tren gezisini, Açıkhava Müzesi’ni, Meryemana, Yediuyurlar, Efes Ören yeri, Saint Jean Kilisesi, Selçuk Kalesi, İsabey Camii, Artemis Tapınağı ve Selçuk Müzesi’ni gezebilirsiniz.

NE YENİR?
Selçuk ve çevresi çöp kebabı ile ünlüdür. Şirince’de de birçok restoran ve gözleme yapan bahçeler bulunuyor. Şirince’ye gelen turistlerin soluklandığı bu restoran ve bahçelerde peynirli-kıymalı gözleme ve ayranın yanısıra, Şirince’nin ünlü ev şaraplarını da tadabilirsiniz. Şirince’de çöp kebabı yemek için; “Ocakbaşı”, “Grup Restoran” ve “Şirince Sultanhan” adında üç seçeneğiniz var. Otoparkın karşısındaki “Köy Restoran”da ise çöp şişler, az pişmiş (çiğ) olarak geliyor. Köy meydanında kurulan tezgahlardan, yöresel taze meyvalardan ve zeytin çeşitlerinden satın alabilirsiniz. Şirince Artemis Restoran ise gerek dekoru, gerek manzarası ve zengin mönüsüyle gelmeye değer güzellikler segiliyor.

NEREDE KALINIR?
Şirince’deki konaklama tesisleri içinde orijinal evlerin restorasyonu ve dekoruyla ilgi çeken iki pansiyon bulunuyor. Tecrübeli turizmci Ahmet Koçak tarafından işletilen tesisler, antika eşyalarla özenle döşenmiş “Hotel Şirince Evleri” adıyla hizmet veriyor.
Konaklamak için Tel No:(0-232) 898 30 99′a rezervasyon yapabilirsiniz.

Efes harabeleriyle ünlü Selçuk’un 8 km. doğusunda üzüm bağları, şeftali bahçeleri ve zeytinliklerle çevrili bir yamaçta yer alan Şirince’de 1993 yılından bu yana bir yaşam klasiği var: HOTEL ŞİRİNCE EVLERİ. Her köşesinde 19. yüzyıl Anadolu yaşam kültüründen bir hatıra bulacağınız HOTEL ŞİRİNCE EVLERİ, yöre mimarisine sadık kalınarak restore edilmiş iki eski Rum evinden oluşuyor: Taşra konakları geleneğini günümüze taşıyan ve iki ayrı yatak odasında dört kişi ağırlayabilen ALTINYAPRAK ve müstakil banyo-wc’li, yazın serin, kışın sıcak hava ile klimatize edilmiş dört yatak odası bulunan KARADUT. Dilerseniz şömineli “Taşra Odası” ya da köy ve orman manzaralı “Gelin Odası”. Alt kattaki “Sarı Oda”da günün ilk ışıklarıyla gözlerinizi tomurcuk güllere açacaksınız. “Kırmızı Oda”nın ahşap sıcaklığı çift kişilik yatağı örten atlas saten yorganın erguvan romantizmini bütünlercesine mağrur…
ALTINYAPRAK’ın büyük bir mandalina ağacıyla gölgelenen bahçesi Nisan ve Mayıs aylarında kartopu çiçekleri ve leylaklarla bezenmekte, yazın rengarenk güllere ev sahipliği yapmakta. KARADUT’un bahçesindeki dut ve şeftali ağaçları ve asmalar size meyvayı dalından toplama keyfini sunuyor.Bahçeye hakim sessizliği bozan tek şey içinde bir de Afrodit heykelinin bulunduğu antik görünümlü şelaleden düşen su sesleri. Sıcak Ege güneşini gün boyu ağırlayan bu şirin bahçede bir öğle üzeri gölgede kitabınızla başbaşa kalabileceğiniz bir asma çardağı mevcut.”Hoşgeldiniz içeceği”nizi günbatımında köye hakim panoramik terasta yudumluyorsunuz.Aynı yerde sunulan zengin sabah kahvaltısı muhteşem manzarayla görsel bir şölene dönüşüyor.

» izmir-Şirince Resimleri için TIKLAYIN

  • Bu yazı toplam 1287 kez okunmuş.
  • Şu anda sizden başka 1 kişi okuyor.
  • Bu yazı bugün 1 kez okunmuş.
  • En son 2008-12-03 16:43:41 tarihinde okunmuş.
  • Bu yazıyla ilgili Cennet Türkiye'de bulunan diğer yazılar

  • İzmir
  • Izmir Turizmi ve Tarihi
  • Ege Bölgesi
  • Turizm’in İlk Başladığı Yer Balıkesir
  • Karting Nedir? Türkiye’de nerelerde yapılır?
  • Türkiyemizde Bulunan Kayak Cennetleri
  • Çeşme de Gezilecek Yerler

  • 

    Yorum yapın

    İsim (gerekli)

    E-posta (yayınlanmayacak) (gerekli)

    Site